Acenteleri kızdıracak öneri

RÖPORTAJLAR - 06 Ocak 2016, 12:45

Genç, dinamik ve başarılı acente Zeynep Özer Ertuğrul, hem meslektaşlarını hem de sigorta şirketlerini kızdıracak öneride bulundu

 
Bu ay bir acenteyi, İstanbul Pendik’te faaliyet gösteren Zeren Sigorta’yı ziyaret ettik. İşin başındaki isim Zeynep Özer Ertuğrul...

Peki o kadar köklü, büyük, deneyimli acenteler, hatta acente örgütü başkanları varken neden Zeren Sigorta?

Aslında bu ziyareti biraz da tesadüf eseri yaptık. Zeynep Özer Ertuğrul’un bir acente olarak sosyal medyadan verdiği mesajlar dikkatimizi çekti ve kendisinden randevu istedik...

Muhasebeciliği bırakıp “geleceğin mesleği”ni seçti

Dar gelirli bir ailenin en büyük çocuğu olarak dünyaya gelmiş Zeynep Özer Ertuğrul. Zor şartlarda üniversiteyi kazanmış, pek çoğumuz gibi hem okumuş hem çalışmış. Muhasebe eğitimi aldığı yıllarda bir mali müşavirlik bürosunda yardımcı personel olarak görev yapmış. Liseyi birincilikle bitirmiş, üniversitede bölüm üçüncüsü olmuş. Bir gazetede, sigortacılığın geleceğin gözde mesleği olacağına dair haberi okuyunca sigortacı olmaya karar vermiş. Sonra ilk gördüğü acenteye gidip sigortacı olmak istediğini söylemiş.

2003 yılında sigortacılık deneyimi başlamış. Birkaç yıl sonra bir acenteye ortak olmuş, 2013’te de kendi acentesini kurmuş. Şu anda Aegon Emeklilik ve Hayat, Mapfre Genel Sigorta ve Orient Sigorta olmak üzere üç şirketin acentesi olarak faaliyet gösteriyor. “Bereketi kaçar “diye cirosunu paylaşmıyor. Zaten çok da önemli değil, bizi cirosu değil değişik fikirleri ilgilendiriyor...

“Önün gelen acente açtı”

Malum sektöre bakınca acentelerin çoğunun orta yaş ve üstü olduğu, genç acentelerin sayısının az olduğu görülüyor. Zeynep Özer Ertuğrul da bu gençlerden biri... Zamanında daha çok kişiye erişebilsinler diye acentelerin muhasebecilik, avukatlık, muamelecilik ve emlakçılıktan gelme kişilerden oluştuğunu hatırlatan Ertuğrul, “Tabiri caizse acentelerin çoğu alaylı. İçlerinde bu mesleği layıkıyla yapanlar da var ama sayısı oldukça az. Acentelik eskiden oturduğunuz yerden yapılırdı. Şimdi ise sahada yapılıyor” diyor.

Bazı sigortaların zorunlu olmasıyla birlikte ek gelir elde etmek isteyen herkesin acente açtığına işaret eden Ertuğrul, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Benim diğer meslektaşlarımdan farkım, bu işin hasar ve hukuk kısmına, insanların ihtiyaçlarına yönelik sigorta ürünlerine karşı duyduğum ilgi oldu. Bir sigortalı benimle temas ettikten sonra bilgiye doyuyor. ‘Başıma bir şey gelirse ne yaparım’ demiyor, çünkü biliyor. Benim müşterilerim çağrı merkezlerindekilerin soğuk sesiyle karşılaşmıyor; risklerini, ihtiyaçlarını en sağlıklı şekilde öğreniyorlar. Birlikte yatırım planları yapıyoruz, risklerini sigortayla koruma altına alıyoruz.”

“Acente sayısı az”

Zeynep Özer Ertuğrul, “Önüne gelen sigorta acentesi açtı” dese de Türkiye’deki acente sayısının fazla değil, aksine az olduğunu düşünüyor. “Türkiye’deki sigorta potansiyeli mevcut acentelerin iki katı kadar fazlasını doyurabilecek büyüklükte. Ancak nedense acente çokmuş gibi bir algı yaratılıyor. Bu algı da oluşturduğu portföylerini kaybetmekten korkan, bu işte tekel olmuş acenteler tarafından kasıtlı olarak oluşturuluyor” diyor.

Malum acentelerin birçok sorunu var. Peki Zeynep Özer Ertuğrul’a göre en büyük sorun nedir? Ertuğrul, öncelikle bu sorunları büyük-küçük diye ayrıştırmanın doğru olmadığını vurguluyor ve bu konuda şu değerlendirmeyi yapıyor:

“Sorunlar çözülmedikçe büyür de büyür. Şu an yaşanılan sıkıntıların hepsi eskiden küçüktü ve sadece azınlık bir kesimi rahatsız ediyordu. Bu yüzden ‘Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın’ diyorlardı. Ama bakın, çoğunluğu ilgilendiren komisyon oranları bir anda herkesi bir araya getirdi. Bunları düşündükçe duygulanıyorum. Tam ağlayacak gibi olurken bir gülme krizi tutuyor bu sahte dayanışma karşısında. Örneğin Hazine, Ege Sigorta’ya el koydu. Binden fazla acentenin bu şirketten komisyon alacağı var. Bu sorun değil mi? Kimse sorun yaşayan acentelerin arkasında durmadı. Hatta ‘oh’ çekenler bile oldu. Oysa yüzlerce şube kapatıldı. Ekmek teknelerine kilit vurdu insanlar. Daha güzel bir çözüm bulunamaz mıydı? Bence bulunurdu, ama kimse istemedi.”

“Danışmanlık emek ister”

Avrupa’da acenteler ailelerin ve kişilerin özel danışmanı gibi çalışırken Türkiye’de durum farklı. Bunun acente kalitesiyle ilgili olduğunu söyleyen Zeynep Özer Ertuğrul, “Çünkü danışmanlık zaman, emek, bilgi, tecrübe ve yetenek ister. Para kazanmak ikinci plandadır. Çünkü danışman bilir ki memnun ettiği her danışan ona yeni bir referansla geri döner ve para döngüsü kendiliğinden oluşur. Danışmanlıkta esas olan bildiklerini aktarmak, danışanın ihtiyacına göre aksiyon almaktır. Arabamı park edeceksem bile, yolda bir acente gördüğümde onun kapısına park edip gider tanışırım. Sohbet eder, hikayesini dinlerim” diyor.

Birçok acentenin sigortayı yeteri kadar bilmediğini iddia eden Ertuğrul, bu konudaki ilginç bir anısını da şöyle paylaşıyor: “Bir gün sosyal medyadan tanıştığım, yıllardır bu sektörde olan bir meslektaşımla yüz yüze de tanışmak için ofisine gittim. Sohbet sırasında telefonu çaldı ve konuşmaya başladı. ‘Yok abi, ödemez, ödemez’ diye ısrarla karşısındaki anlatmaya çalışıyordu. Görüşme sonunda bana döndü ve arayanın sigortalısı olan sitenin yöneticisi olduğunu söyledi. Ekmek arabası sitenin giriş kapısını kırmış, site yöneticisi de yangın poliçesi, arabanın zorunlu trafik sigortası veya kaskosu ile sorumluluk sigortası poliçelerinden biriyle zararı karşılamak istiyormuş. ‘Hiçbiri bu hasarı ödemez diyorum ama bir türlü anlamıyor. Bıktım bu işten’ diye yakınmaya başladı. Ben de ona ekmek arabasının zorunlu trafik sigortası poliçesinin bu hasarı tazmin edebileceğini söyledim. Önce ikna olmadı ama sonra birlikte sorunu çözdük. Ardından da o site yönetimi benim müşterim oldu.”

Zeynep Özer Ertuğrul, para kazanılmayan işin hem savsaklanacağını hem de haksız rekabete sebebiyet vereceğini düşünüyor. Bilgisiz, yetkisiz kişilerin yaptığı yanlış sözleşmelerle mağdur olan sigortalıların sitemleri yüzünden yıllardır sektörün zarar gördüğüne dikkat çeken Ertuğrul, “Acente vasıflarına haiz olan kişi zaten kendinde o yeteneği görüyor ve bir sigorta şirketiyle sözleşme imzalıyor. Böylece sektörde tanımlanan unvanlardan birine sahip oluyor. Kaldı ki profesyonel acenteler sadece trafik sigortası yapmıyor, her türlü sigorta ürününe aracılık ediyor” diyor.

Ezber bozacak bir öneri

Acentelerin “komisyonuma dokunma” sloganıyla kampanya başlattığı bir dönemde zorunlu sigortalarda komisyonun kaldırılması gerektiğini söyleyecek kadar cesur bir acente olan Zeynep Özer Ertuğrul’un bu konudaki görüşleri ise söyle:

“Sadece trafik sigortası için komisyon düşürüleceğine dair söylentiler yayıldı. Türkiye sigortayı trafikle tanıdığı için bu tantana hiç bitmedi. Ne kıymetli branşmış! Sanki sektörün tek sigorta ürünü. Neymiş efendim, #Komisyonumadokunma... Sebep? Ben sigorta şirketi olsam yemin ederim zorunlu sigorta poliçesi için acenteye kuruş komisyon ödemem. Poliçe zorunlu, zaten vatandaş almak zorunda. Sen niye kendi kendini satan poliçe için acenteye komisyon veriyorsun? Aklın mı yok, paran mı çok? Bence tüm zorunlu sigortaların komisyonu sıfırlanmalı ya da DASK gibi sabitlenmeli. Beceremezlerse bari Avrupa standartlarına getirsinler. Bir de SGK payı alınıyor. Bizim sigorta şirketleri zengin midir yoksa paylaşmayı mı seviyor anlamıyorum; komisyonumuz bu pay da dahil edilerek hesaplanıyor. Ben olsam SGK payını çıkarıp öyle ödeme yapardım.

Evet, herkesin iştahını kabartan bir sigorta ürünü yüzünden sektör şu an çıkmazda. Gerçekten son çare olan komisyon düşürülmesini canı gönülden destekliyorum. Ancak teminatın başladığı andan hasar surecine, vade sonuna kadar da acente devreden çıksın. Her şeyi bilen sevgili Hazine ilgilensin zorunlu poliçelerle. Öyle ya, tavan taban uygulamayı biliyor, el koyduğu sigorta şirketlerinin acente komisyonlarını sebep göstermeksizin tutuyor; o halde alsın trafik sigortasını da kendisi yönetsin. Trafik sigortasında düşen komisyonların derdini de oturduğu yerden yüzlerce yetkisiz, bilgisiz kişiye robot programlar dağıtıp sadece trafik sigortası yaparak kendini acente sanan; hasar, hukuk gibi tüm alanlarda zerre bilgisi olmayanlar düşünsün. Bir trafik sigortasını sırf kendisi yazmak için komisyonundan iade edip portföy çalanlar düşünsün! Belki bu sayede tüm sigorta simsarları silkelenip dökülür. Dağıtacak komisyon kalmayınca kimse bu işe girmez, meydan gerçek profesyonel acentelere kalır. Herkes mesleğinin hakkını verir, hizmet kalitesi yükselir ve bu sayede avukat, muhasebeci gibi danışmanlık hizmeti verenler kadar saygınlığımız olur.”

“EY SİGORTA ŞİRKETİ; ÇOK ANTİPATİK OLUYORSUN, BİLMENİ İSTERİM”

Zeynep Özer Ertuğrul, dinleyip anlamadan sözü acentenin ağzına tıkıp, bir faaliyet konusu için “teminat sağlayamayız” diyen bazı sigorta şirketlerine de çok kızıyor. Bu konuda da şirketlere söyle sesleniyor:

“Çok pardon, neden teminat sağlayamıyorsunuz? Sigorta dediğimiz; kişilerin, kurumların bazı şartlar altında karşılaşabileceği zarara ve gelir kaybına yol açan olayların ekonomik sonuçlarından kendilerini korumak için belli bir prim karşılığında risklerini devrettiği anlaşma değil midir? O halde sen sigortalanabilir değeri olan bir fabrika için nasıl sigorta yapmıyorum diyebilirsin? Böyle amatörce bir yaklaşım olabilir mi? Gidip riziko teftiş yapar, eksik bulduğun güvenlik tedbirleri varsa bildirirsin. Yerine getirmesini önerirsin, şart koşarsın ve risk tespiti yapıp ‘Ben bu riski şu prime sigortalar ve şu şekilde tahsil ederim’ dersin. Prim veya şartlar sigorta talep edenin işine gelir gelmezse bu onun sorunu. Ama sen sigorta şirketi olarak ‘yapmıyorum’ deyince çok antipatik oluyorsun, bilmeni isterim.

Beni, acenteni, temsilcini sadece brüt prim musluğu olarak görmekten bir an önce vazgeç. Bana yatırım yap, sattığımız ürünler hakkında detaylı bilgi ver, yeni ürün çıkınca eğitim ver, pazarlama ve satış konusunda destek ver, hasarımda yanımda ol. Çünkü biz iş ortağıyız. Beni portföy büyüklüğüm kadar adam yerine koyma; insan olduğum için benimle muhatap ol. Sana milyonlar yazıyorum diye bana vıcık vıcık yağ yakıyorsun ve haftada bir ofisime geliyorsun ya, 5 yıldır acenten olan ama milyon liralık prim üretmeyen acentenin de halini hatırını sor.”

Yorumlar

  • Samet Civelek12 Aralık 2018 23:15tanıtımı yaygınlaşmasını becemedikleri branşlarda acentenin başarısızlığı değil sigorta şirketlerinin başarısızlığı vardır. Görev ve sorumlulukların yerlerini değiştirirsen gün gelir sana bir sigorta şirketi bunu hatırlatır ve üzülürsün.. sen daha çiğsin muhasebe ederken yanlış ediyorsun. bu meslekte 2x2=5 etmiyor 4 ediyor..

    (%0) (%0)
  • Samet Civelek12 Aralık 2018 23:15Acentelerin görevi öncesinde dediğim gibi yetki veriken şirketin piyasaya arz ettiği poliçeleri talep edenlere satmak. şimdi iyi dinle..sigorta şirketininin piyasaya sürmek istediği bir poliçe varsa bunun reklamını tanıtımını yapmaya sigorta firması sorumludur. acente aracıdır. bütçesi nedir ki sigorta şirketleri gibi reklam verip sigorta şirketinin poliçesini satmaya kalskın.görevide değildir..görevi satış reklamı yapılan müşteriye bu poliçeyi satmak ve burdan hizmey ücretini almaktır. demem o ki konut işyeri sağlık bes her ne ise bu poliçelerin reklamını yapmak , insanlara bunun kullanımını yaygınlaştırmak, benimsetmek, alışkanlıl haline getirmek acentenin görevi değildir..sigorta şirketinin görevidir. bununla ilgili plan ve bütçeleri sigorta şirketleri her yıl oluşturur. acentelere bunun baskısını yapma haklarıda yoktur. +++

    (%0) (%0)
  • Samet Civelek12 Aralık 2018 23:14onlar bile birilerinden aldıkları ile hayr işleri yaparlar. bünyesinde personel çalıştırırlar genel giderlerinide bu hayrlarla karşılarlar. ihtiyaç sahiplerine böyle hizmet ederler. velevki biz hayr kurumu değiliz. Ticaret ıdasında tacir yani ticaret eden olarak geçmekteyiz.karşılıksız olması imkansız..

    (%0) (%0)
  • Samet Civelek12 Aralık 2018 23:13Sigorta şirketlerin yaşaması için acenteler ölmeye mahkumdur.. Doyuramazsın onları..doymazlar...sülalene sağlık kessen, konut kessen, işyeri kessen, kasko kessen, hersene hasarsız olsa yine doyuramazsın. Seni her zaman elinin altında tutmak isterler..hedefler verirler..verirler verirler..sende o hedeflere yaptığın kalp hırısızlığı ile ulaşamayacağını elbet bir gün anlarsın. yalanlar söylemeye başlayınca o zaman anlaki sen eski sen değilsin.. Sigorta acenteleri piyasaya arz ettikleri poliçeleri için aracılarla anlaşırlar. Bu poliçelerin zorunlu olup olmaması önemli değildir..siz birisine aracılık ediyorsanız bunun bedelini aracı olduğunuz kurum öder..bu ticarette kuraldır. hiç kimse karşılığı olmayan bir ticaret yapmaz. yapmaz ise o zaman bu ticaret olmaz..mesela karşılıksız hizmet verenler hayr kurumlarıdır.+++

    (%0) (%0)
  • Samet Civelek12 Aralık 2018 23:11bu iş bizim işimiz değil sen bavulundan haber ver bavulun varmı mı diyecek bavul mu satacak.. Sigorta şirketlerini sigortalayan reusöranslardan da haberiniz yok anlaşılan. bunlarla yapılan anlaşmalara trete anlaşması deniliyor..tretede teminat sağlamadığı durumlarda poliçe kesemiyor. kesilen poliçenin karşılığını hazineye bildirmek zorunda..orientten fabrikayı kessin bedeli 50 milyonluk olan bu fabrika yansa orient batar bu birkaç fabrika olsa hazine batar. reasuranslardan da haberi yok. şunu diyebilirdiniz trete anlaşmalarınızda daha cesur olan riske giren reasüranslarla anlaşma yapsalarda bizde bu problemleri yaşamasak. Bak sana bir arkadaş tavsiyesi..ben bu meslekte şunu bilirim.

    (%0) (%0)
  • Samet Civelek12 Aralık 2018 23:09bir ekmek fırından alınca bile buna fırıncı kâr koyuyor..hergün almakta olduğun zorunlu bir gıda için..su alıyoruz almaz isek ölürüz. kârsız satan fabrika market gördünmü? sgk yı vergiyi öderken bile kredi kartı kullanınca banka suya sabuna dokunmadan bizden komisyonunu alıyor. uçak bileti alınca zorunlu hizmet bedeli alıyor. nedir yani acente uçağa binecek müşteri gitsin uçağa binice parasını ödesin dolunca kalksın mı diyecek.

    (%0) (%0)
  • Samet Civelek12 Aralık 2018 23:09bu arkadaşa sorayım kendi kestiği poliçenin klozlarının yarısını biliyormu? hasarla ilgilenmek her acentenin görevi. bir arkadaşa uğradım bilgim ile onun hasarını almasını sağladım ve benim müşterim oldu :) kalp hırsızı gibi..yoldan geçerken bir iki kelime ile kalplere giriyor..kaç yıldır bu meslekteyim daha ne neyi ödüyor. klozlarda yazanları anayasa mahkmesine başvursam biz çözemedik birde avrupa mahkemeleri baksın diyecek şeyler yazan poliçeler var. bunları okuyup anlayacak sigorta şirketlerinin personeli yok. ayrıca internet sitesinde genel özel şartlara bakmak kodlanan maddeleri teker teker okuyup yorumlamak gerekiyor. bu maalesef poliçelerde yazan muğlak kelimeler maddelere atıflar bırakın müşterinin anlaması bizim bile anlayamacağımız türden.. trafik sigortası zorunlu sigorta ve komisyon almıyalım demek kadar dahiyane cahilce bir yaklaşım olmaz.

    (%0) (%0)
  • adanalı14 Ekim 2018 07:52Bu bilgiçlikle yakında gümlersiniz hanımefendi :)

    (%0) (%0)
  • Yusuf16 Ocak 2016 12:16Sigorta acenteliği bitmiş sen halk ekmek sat reklam kokan hareketler.

    (%61,90) (%38,10)
  • zeynep özer ertuğrul08 Ocak 2016 17:10sevgili celtics75; bilmenizde fayda olacak berrin hanımla yaptığımız görüşmede tam olarak şu şekilde ifade etmiştim ; Muhasebe eğitimi aldığım için bir mali müşavirlik bürosunda yardımcı personeldim. Bi vergi döneminde mükellefe ulaşamadık telefonla, muhasebeci zeynep git evrakları al şirketten dedi. Gidip durumu izah ettiğimde ise şirket yetkilisi evrakları bir poşet dosyaya tepiştirerek önüme fırlattı. Gördüğüm muamele ise içimi acıttı ben bunun için mi okuyorum ömrüm boyunca bu muameleye mi maruz kalacağım sorusuyla yüzleşmeme sebep oldu ve hiç muahasebecilik yapmadım. dergi zaten 4 sayfa ayırmış ne yapacak her hikayeyi sonuna kadar mı yazacaktı. daraltılmış cümlelerden kendinize göre anlamlar çıkarmayınız lütfen saygılarımla

    (%25,00) (%75,00)
  • soran adam07 Ocak 2016 16:26Zeynep Hnm.'ın da belirttiği gibi trafik poliçeleri zorunlu olduğu için pratikte satışı için bir aracıya ihtiyaç olmayabilir. Acaba bu öneri sigorta şirketlerini kızdırır mı yoksa acente komisyonu vermeden doğrudan internet üzerinden satışı akla getirir mi ?

    (%41,67) (%58,33)
  • onur07 Ocak 2016 11:47allah senin ofisine ateşler yağdırır . nankör e bak muhasebeden geçmiş şimdi yamanmaya çalışıyor.

    (%57,89) (%42,11)
  • celtics7507 Ocak 2016 11:10Zeynep hanım'ın düşüncelerine katılmamak mümkün değil.

    (%45,00) (%55,00)
  • Mehmet Özkan Gök07 Ocak 2016 10:47boş yere mi diyoruz bırakın bu mesleği gerçek eğitimini almış SİGORTACILIK MEZUNU insanlar yapsınlar... sözüm ona misal; gelmiş 40 50 60 yaşına, 20 30 yıl önceki sistem açığı ile sertifika almış, acente açmış sigortacılık yapıyorlar. sorsan risk dagıtımını bilmezler, hasar prim hesaplamasını anlamazlar, hangi ürün daha değerlidir hangi ürün neyi karşılar bilmezler... 2 trafik 1 kasko yaparlar 5 tane daska göbek atarlar... mesleğin asıl sorunu bu.. CAHİL VE BİLGİSİZ SİGORTACILAR... acentelerin sayısı ÇOĞALSIN.. türkiyede sadece 84 bin tane MALİ MÜŞAVİR VAR. bunun yanında 150bin civarında da SERBEST MUHASEBECİ var.. ama sigortacı sayısına baktığımızda Türkiye genelinde sadece 12bin civarında... bir mesleğin gelişmesi güçlenmesi ve desteğini artırması için SİGORTA ACENTELERİN SAYISININ ÇOĞALMASI ve SİGORTA ACENTELERE DESTEK OLUNMASI LAZIM.

    (%61,29) (%38,71)
  • sigortacı07 Ocak 2016 09:52Zeynep Hanım müşteriye yanlış bilgi veren acente sigorta şirketleri için çok büyük risk çok haklısınız. Devamlılık için üretim hacminden çok eğitimli acente sigorta şirketleri için daha büyük önem arz etmelidir.

    (%7,69) (%92,31)
  • Lugano 06 Ocak 2016 16:17Tebrikler, düşünceler çok doğru ... ama anlayana

    (%30,43) (%69,57)