Oxfam 'Eşitsizlik Virüsü' raporunu yayımladı

DÜNYA - 25 Ocak 2021, 11:44

Oxfam'ın yayımladığı 'Eşitsizlik Virüsü' raporuna göre zenginler 9 ayda koronavirüs salgınının ekonomik etkilerini atlatırken, yoksul kesimin toparlanması 10 yılı aşabilir

 

Uluslararası sivil toplum kuruluşu Oxfam, “Eşitsizlik Virüsü” başlıklı raporunu, 25 Ocak’ta Dünya Ekonomik Forumu’nun düzenlediği “Davos Gündemi”nin açılış gününde yayımlıyor. Oxfam’ın yeni raporuna göre, dünya üzerindeki en zengin 1000 kişi Covid-19 döneminde yaşadıkları maddi kayıpları 9 ay gibi kısa bir sürede tamamen telafi ederken, dünyanın en yoksulları için salgının ekonomik etkilerini atlatmak 10 yıldan daha uzun bir süre alabilir.

Rapora göre, Covid-19 dünya üzerindeki neredeyse her ülkede ekonomik eşitsizliği aynı anda arttırma potansiyeli taşıyor. Üstelik bu durum, yüz yıl önce kayıtlar tutulmaya başladığından bu yana ilk kez gerçekleşiyor. Eşitsizliğin artması şu anlama geliyor: yoksulluk içerisinde yaşayan insan sayısının salgın öncesi seviyesine gelmesi, çoğunlukla Beyaz erkeklerden oluşan dünyanın en zengin 1000 milyarderinin servetinin salgın öncesi seviyelere ulaşmasından 14 kat daha uzun sürecek!


Oxfam’ın yürüttüğü ve 79 ülkeden 295 iktisatçının katıldığı yeni bir küresel araştırmanın sonuçlarına göre ise, Jeffrey Sachs, Jayati Ghosh ve Gabriel Zucman’ın da aralarında olduğu katılımcıların yüzde 87’si salgın sonrasında kendi ülkelerinde gelir eşitsizliğinin “artacağını” ya da “ciddi oranda artacağını” tahmin ediyor.

Oxfam’ın raporu, milyarlarca insan kıt kanaat geçinmek için mücadele ederken, yozlaşmış ekonomik sistemin, Büyük Buhran’dan bu yana yaşanan en kötü ekonomik durgunluk döneminde süper zenginler grubunun serveti kendi ellerinde toplamasına nasıl olanak sağladığını gösteriyor.

• Dünyanın en zenginleri için ekonomik durgunluk sona erdi. Dünyanın en zengin 10 erkeği, pandeminin başından bu yana toplam servetlerini yarım trilyon dolar arttırdılar; bu rakam herkesin Covid-19 aşısına erişmesini ve kimsenin salgın nedeniyle yoksulluğa sürüklenmemesini sağlamak için fazlasıyla yeterli. Aynı zamanda salgın son 90 yılın en kötü işsizlik krizini başlattı: Yüz milyonlarca insan ya işsiz ya da yeterli gelir elde edemediği işlerde çalışıyor.

• Bir kez daha, en çok etkilenenler kadınlar oldu. Küresel olarak kadınlar, pandemiden en çok etkilenen düşük ücretli ve güvencesiz işlerde erkeklere oranla daha fazla çalışıyorlar. Bu sektörlerde çalışan kadınların ve erkeklerin oranı eşit olsaydı, bugün 112 milyon kadın işini ve gelirini kaybetme riskiyle karşı karşıya olmayacaktı. Aynı zamanda, kadınlar küresel sağlık hizmetleri ve sosyal hizmet çalışanlarının yaklaşık %70’ini oluşturuyor – bu işler, yaşamsal önemde olmasına rağmen düşük ücretli işler ve bu işlerde çalışanların Covid-19’a yakalanma riski daha yüksek.


• Eşitsizlik hayatlara mâl oluyor. Brezilya’da Afrika kökenli kişilerin Covid-19 sebebiyle ölme olasılığı Beyazlara göre %40 daha yüksek. ABD’de ise Siyahların ve Latinlerin Covid-19 ölüm oranları Beyazlarla eşit olsaydı, bugün yaklaşık 22.000 Siyah ve Latin hayatta olacaktı. Kayıtlar, İngiltere’nin en yoksul bölgelerindeki Covid-19 ölüm oranlarının en zengin bölgelerindeki ölüm oranına kıyasla iki kat daha fazla olduğunu; Fransa, Hindistan ve İspanya gibi ülkelerin yoksul bölgelerinde Covid-19 bulaş ve ölüm oranlarının diğer bölgelere oranla daha yüksek olduğunu gösteriyor.

• Covid-19’un ekonomik etkilerini iyileştirmenin anahtarı daha adil ekonomiler. Salgın sırasında en çok kâr eden 32 küresel şirkete getirilecek geçici bir kâr vergisi, 2020’de 104 milyar dolarlık bir kaynak yaratabilirdi. Bu rakam tüm çalışanlara işsizlik yardımı ve düşük ve orta gelirli ülkelerdeki çocuklar ve yaşlılara mali destek vermek için yeterli olabilirdi.

EŞİTSİZLİKTEKİ EN BÜYÜK ARTIŞ

Oxfam International Genel Direktörü Gabriela Bucher, şu ifadeleri kullandı:

“Eşitsizlikte, kayıtların tutulmaya başladığı günden bu yana görülen en büyük artışa tanık oluyoruz. Zenginle yoksul arasındaki derin uçurum en az virüs kadar ölümcül.”

“Salgın sırasında ön saflarda çalışanlar -mağazalardaki satış görevlileri, sağlık çalışanları, pazarcılar- faturalarını ödemek ve sofralarına yemek getirmek için mücadele ederken, yozlaşmış ekonomiler lüks içindeki yaşamlarıyla salgını hiç hasar almadan atlatan bir seçkinler grubuna servet aktarmaya devam ediyor.
Kadınlar ve toplumun çeperlerine itilmiş ırksal ve etnik gruplar salgının etkilerini en ağır şekilde yaşıyorlar: bu grupların yoksulluğa itilmesi, açlığa mahkûm edilmesi ve sağlık hizmetlerinden dışlanması daha olası.”
Reel ekonomide devam eden durgunluğa rağmen, borsaların toparlanmasıyla birlikte milyarderler servetlerini rekor seviyelere geri getirebildiler. Aralık 2020 itibarıyla milyarderlerin toplam serveti, G-20 hükümetlerinin Covid-19 döneminde sundukları kurtarma paketlerinin toplam değerine eşit, yani 11,95 trilyon dolar oldu. Hal böyleyken, ekonomik toparlanmaya giden yol, özellikle Covid-19 öncesinde hayatta kalmak için mücadele eden insanlar için uzun bir yol olacak. Salgın başladığında, yoksul ülkelerdeki işçilerin yarısından fazlası yoksulluk içinde yaşıyordu ve küresel olarak işçilerin dörtte üçünün hastalık ödeneği ya da işsizlik yardımı gibi sosyal haklara erişimi yoktu.
Bucher sözlerine şöyle devam etti: “Eşitsizlik, kaçınılmaz değil, politik bir seçimdir. Hükümetlerin Covid-19’dan sonra gezegeni koruyan ve yoksulluğa son veren daha eşit ve kapsayıcı ekonomiler inşa etme şansını değerlendirmeleri gerekiyor.”


“Eşitsizlikle mücadele ekonomik kurtarma ve iyileşme çabalarının merkezinde yer almalı. Hükümetler herkesin Covid-19 aşısına ve işlerini kaybederlerse finansal desteğe erişmelerini sağlamalı. Milyonlarca insan için istihdam sağlayacak düşük karbonlu ekonomilere ve kamu hizmetlerine yatırım yapmalı ve herkesin kaliteli eğitim, sağlık ve sosyal bakıma erişmesini ve en zengin kişilerin ve şirketlerin üzerlerine düşen vergi yükünü adil bir şekilde ödemelerini sağlamalı.”

“Bu önlemler umutsuz zamanlar için ortaya atılan geçici çözümler olmamalı; yalnızca ayrıcalıklı bir azınlığın değil, tüm insanların yararına çalışan ekonomilerdeki ‘yeni normal’ olmalı.”

Pandemi Türkiye’de de hayatın her alanındaki mevcut eşitsizlikleri derinleştirdi:

• Gelir eşitsizliği artıyor. Dünya Bankası’nın Türkiye Ekonomik İzleme Raporu’na göre, Türkiye’de 1,2 milyon insan salgın sebebiyle yoksulluğa sürüklenebilir. Oysa Türkiye’deki 21 milyarderin serveti Mart ayından bu yana 19 milyar TL arttı. Bu tutar, Türkiye’de pandemi nedeniyle yoksulluğa düşme riski altındaki 1,2 milyon kişiye 7 ay boyunca aylık 2.261TL’lik nakit destek verilmesine eş. Türkiye’deki gelir farkları da artan eşitsizliği çarpıcı bir şekilde sergiliyor: Bir hemşirenin, bir genel müdürün bir yıllık maaşını kazanması için 41 yıl çalışması gerekiyor. Bir genel müdürün ise bir hemşirenin bir yıllık maaşını kazanması için 8 gün çalışması yeterli. Türkiye’de pandemi nedeniyle işsizlikte de artış olacağı öngörülüyor. Dünya Bankası’nın Temmuz 2020’de yayımladığı rapora göre çalışanların sadece %10’u evden çalışma imkanına sahip ve 7 milyon çalışan pandeminin ekonomi üzerindeki etkilerinden dolayı işlerini kaybetme riski ile karşı karşıya.

Kadınlar pandemiden daha fazla etkileniyor. TEPAV’ın Mayıs 2020’de yürüttüğü bir anket çalışması, ankete katılan çalışanların %32’sinin pandemiden sonra iş durumlarında bir değişiklik olmadığını, ama bu oranın kadın çalışanlar için %7,4 olduğunu gösteriyor. BM Kadın Birimi tarafından yayımlanan Nisan 2020 tarihli araştırma ise, ücretsiz izne çıkarılan kadınların oranının erkeklerden daha yüksek olduğunu gösteriyor (kadınların %18,4’ü ücretsiz izne çıkarılırken erkeklerin %14,2’si ücretsiz izne çıkarıldı). Ayrıca kadınların sosyal güvencesi olmayan ya da düşük olan kayıt dışı işlerde çalışma olasılığı daha yüksek. Kadınların ücretsiz bakım emeği yükü de artışta. Ağustos 2020 tarihli UNDP araştırmasına göre, salgın sırasında kadınların ücretsiz bakım emeği yüklerinde 1,6 saatlik bir artış görülürken, erkekler için bu süreyalnızca 0,8 saat. BM Kadın Birimi’ne göre, doktorların %50’si, sağlık personelinin %70’i ve ebelerin %100’ü kadınlardan oluşuyor; bu da kadınların Covid-19’a yakalanma riskinin daha fazla olduğunu gösteriyor.

• Eğitime erişimdeki mevcut eşitsizlikler giderek kötüleşiyor. 2020 OECD İstihdam Görünümü raporu, Türkiye’deki hanelerin yarısından azının bilgisayara erişimi olduğunu ortaya koydu. OECD’nin Ağustos 2020 tarihli raporu ise, Türkiye’de yoksul hanelerde yaşayan ergenlik çağındaki çocukların yalnızca %27’sinin uzaktan eğitime erişebildiğini gösterdi.

• Pandemi en çok yoksulları etkiliyor.Türk Tabipleri Birliği tarafından Aralık 2020 tarihinde yayımlanan Covid-19 Pandemisi 9. Ay Değerlendirme Raporuna göre, Hayat Eve Sığar mobil uygulaması verileri, sosyoekonomik sınıf, daha iyi barınma olanaklarına erişim ve yeşil alanlara erişimin kişilerin Covid-19 virüsüne yakalanma olasılığını etkilediğini gösteriyor.Habertürk

Yorumlar