Ben şimdi ne yaptım ki?

Ali Savaşman 11 Ağustos 2014, 15:00

 

Zaman zaman ikili görüşmelerde karşımızdakinin davranmasını beklediğimiz gibi değil de farklı davranması sonrasında sorduğumuz bu soruya bir türlü cevap bulamamaktan dertliyizdir.

Bizce doğru olan bir şekilde kendimizi ifade etmiş ama umduğumuz karşılığı bulamamışızdır. Bize göre yapılmasını gerektiğini düşündüğümüzü karşımızdaki bir türlü yapmamak konusunda ısrar ediyor ya da bizce gereksiz bir öfkeyle karşılık veriyor ve tansiyonu artırıyordur. Bazen de bizim çok önemsediğimiz bir şeyi hiç yokmuş hafife de alıyor olabilir.

Ve biz tüm bunların neden böyle olduğunu bilmeyerek kendi kendimizi yiyoruzdur. Bahsettiğimiz bir müşteri, ekibimizdeki bir satıcı ya da amirimiz olabilir.

Burada anlaşmamamızdaki etkenlerden biri, hepimizin önceki deneyimlerimizin birbirimizden farklı olmasıdır. Ancak tüm bu durumları tek bir etkene bağlarsak aynı olay karşısında iki kişinin farklı davranmasını açıklayamazsınız. İşte tam da bu noktada sosyal karakterimiz devreye girer.

Sosyal karakterimiz bizim odak noktamızı, iletişim kabiliyetimizi, motivasyon unsurumuzu ya da en büyük korkumuzu belirler. Bazı insanlar yanlış yapmaktan ve sorumlu tutulmaktan çekinirken, bazıları için sosyal olarak reddedilmek en büyük korku olabilir. Bazılarımız değişmekten korkarken, değişimi olmazsa olmaz gören biri kontrol kaybını kendine dert edinmiş olabilir.

Baskın karakter

Öncelikle şunu peşin peşin söyleyeyim, sizlere burada uzun uzun DISC analizi denilen konudan bahsetmeyeceğim, korkmayın. Sadece bu dört farklı sosyal karakterin hangi soruya cevap aradığını, neden dolayı huzursuz olduğunu, neyin onu motive ettiğini ve sloganını bilirsek başlangıçtaki sorunun cevabına gidebilecek bir yol bulabileceğimizi bilmemiz yeterli olacaktır.

Baskın karakter dediğimiz daha çok müteşebbis ve kendini işinin sahibi kişilerde görülen sosyal davranış tarzı dışa vurumcu ve açık iletişimcidir. Yalnız konunun uzamasından hoşlanmayacakları gibi doğrudan kendilerine NE fayda sağlayacaklarını bilmek isterler. GÜÇ odaklı olan bu kişilerin en büyük korkusu ise KONTROL KAYBI’dır ve bu yüzden onları yönetirken çok dikkatli olmak gerekir. Fayda sağlayacağına inandıkları ve kontrolü kaybetmeden gerçekleştirecekleri her türlü işi HEMEN yapmak isteyeceklerdir.

Sosyal karakter

Sosyal ortamlarda adeta bir kelebek gibi dolaşan, herkesle iyi iletişim kuran kimseyi kırmayan bir diğer sosyal karakter ise gene baskın karakterde olduğu gibi dışavurumcu ve açık iletişimci olmasına rağmen konuları uzatmaktan ve insanlardan bahsetmekten çok hoşlanırlar, zira en büyük korkuları SOSYAL OLARAK REDDEDİLMEK’tir. Yaptıkları işi KEYİF’le yapmak istedikleri için sıkça KİM sorusunu soran bu yapıdaki insanları HEYECAN motive etmektedir. Keyifle yapacakları her işe vardırlar.

Değişimden korkanlar

İlk iki gruba göre içine dönük olarak yaşayan ve tanıdıkları dışındakilerle pek fazla iletişime geçmeyen üçüncü grubun böyle davranması GÜVEN’in onlar için ön planda olmasından kaynaklanır. DEĞİŞİM onlar için en korkulan şeydir bu yüzden yavaş yavaş olmalıdır. Belirsizliği aşmak için sık sık NASIL sorusunu sorarlar ki işler ANLAŞTIKLARI gibi yapılsın.

Karar veremeyenler

Dördüncü ve son grupta yer alanlar ise kolay kolay iletişim kuramadıkları gibi, karar vermekte de çok zorlanırlar. Zira en büyük korkuları YAPTIKLARININ ELEŞTİRİLMESİ’dir. DOĞRULUK ve KESİNLİK onlar için çok önemli olduğundan YENİDEN YAPACAK VAKİT YOKSA HİÇ YAPMAYALIM derler ve sık sık NEDEN bir şeyi yapmaları gerektiğini sorarlar.

Başarının sırrı

Unutmayalım ki sosyal karakterlerin hiçbiri bir diğerinden daha iyi ya da daha kötü değildir. Karşıdaki kişinin sosyal karakterine uyum sağlamak ve onun korkularını tetikleyecek davranışlardan kaçınmak, gerek iş gerekse de özel hayatta kişiyi başarıya götürecek en sihirli davranıştır.

 

Diğer Yazıları