Sektörün kollukları ile koltukları

Barış Bekar 04 Nisan 2018, 10:08

 

Ülkemiz sigortacılığı her geçen yıl büyüyor. Bu büyümede tüm paydaşların katkısı var. Düşünsenize, bu paydaşlardan biri olmasa ülkemiz sigortacılığının her zaman bir ayağı eksik kalmaz mı?
Elbette sigortanın olmazsa olmazı, risklerini devreden sigortalılar ile bu riskleri üstlenen sigorta şirketleri.
Sigortacılık Genel Müdürlüğü (SGM) sektörü regüle eden, gerekli düzenlemeleri yapan; Sigorta Denetleme Kurulu (SDK) da faaliyetlerin bu kural ve düzenlemelere uygun olup olmadığını denetleyen kurum...
Banka şubeleri de dahil acenteler ile brokerler sigorta ürünlerini tüketicilerle buluşturan, tüketici ile sigorta şirketleri arasında köprü görevini gören aracılar.
Sigorta eksperleri, hasarın tasfiyesinin adil ve güvenilir bir şekilde işlemesini sağlayan aktörler.
Sektör basını, sigorta bilincinin yayılıp gelişmesine; sigortanın önemini ve sigorta ürünlerinin faydasını anlatıp kitlelere ulaşmasına hizmet eden aracılar.
TSB sigorta şirketlerinin, SAİK sigorta acentelerinin, SEİK de sigorta eksperlerinin çatı örgütü...
Bu tabloda herkesin belli görev ve sorumlulukları var. Sigortacılığın sağlıklı bir şekilde büyümesi için sektörü oluşturan tüm paydaşların birbirleriyle iletişim ve uyum halinde olması şart. Aksi takdirde sigortacılık da sigortacılığın tüm tarafları da bundan zarar görür.
Düzenlemeyi yapanın da görevi önemli, denetlemeyi yapanın da… Bu kurumları birbirinden ayırmak, birinin eksik olduğu düşünmek ya da yok saymak bırakın sektörü, hiç kimseye fayda sağlamaz. Aksine büyük zarar verir.
Bana göre Türkiye Sigorta Birliği’nin görev ve sorumlulukları son derece önemli. TSB yönetiminin büyük küçük demeden tüm şirketlere aynı uzaklıkta olmalı. Bu da yetmez, sadece sektörle ilgili değil tüm devlet kurumlarıyla ilişkilerinde de aynı özeni göstermeli. Kamu otoritesi ile sektör temsilcileri arasında dengeyi bulmalı.
Sigortacılığın geleceği her şeyin önünde olmalı ve koltuk kavgalarında, başkanlık seçimlerinde harcanmamalı. Sigortanın gelişimi için sadece TSB yönetiminin değil, Sigortacılık Genel Müdürlüğü ve Sigorta Denetleme Kurulu’nun da aynı özeni göstermesi gerekiyor. Bu koltuklar bugüne kadar kimseye kalmadı, bundan sonra da kalmayacak.
25 yıllık gazetecilik hayatımda sigorta sektörünü yakından takip eden bir basın mensubu olarak, sekiz Sigortacılık Genel Müdürü (Servet Taşdelen, Namık Dağalp, Teoman Kerman, Mehmet Karakaya, Sedat Yamak, Ahmet Genç, Gökhan Karasu ve Şerif Çakırsoy); altı Sigorta Denetleme Kurulu Başkanı (Erol Okuyan, Bülent Somuncu, Yavuz Aytekin, Vildan Kocaman, İbrahim Taşbaşı ve Arif Hikmet Cesur); altı TSB Başkanı (Cahit Nomer, Hulusi Taşkıran, Mustafa Su, Recep Koçak, Ramazan Ülger ve Can Akın Çağlar); dört TSB Genel Sekreteri (Bilge Kongar, Erhan Tunçay, Mehmet Kalkavan ve Mehmet Akif Eroğlu) gördüm.
Hepsiyle de görüş alışverişinde bulunduk, kimini üzdük, kimini kırdık. Ancak her zaman sadece haber yaptık. Bu sektör bu isimlerden hangisine kaldı ki size, bize, sana, bana kalsın. Çok değil belki de 5-10 yıl sonra bu sektörle hiçbirimizin bağı kalmayacak ama sektör hep olacak. Tartışmanın ötesine geçen anlaşmazlıklar, hele hele taht oyunları sektörü ayağa düşürüyormuş gibi gözükse de aslında ülkemiz sigortacılığına zarar veriyor. Onun için gelin sigortacılık gibi önemli bir finans dalını günlük politikalara, günlük kavgalara, kişisel hırslara ve koltuk korkularınıza alet etmeyelim. Yoksa bu vebalin altından kimse kalkamaz.

Diğer Yazıları