Trafikte “eskiye dönüşlü” yeni dönem

Barış Bekar 04 Nisan 2017, 13:56

 

Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, araç sahipleri için trafik sigortasında tavan fiyat uygulamasını geri getirdiklerini açıkladı. Bu uygulama, mevcut prim tutarlarına göre en riskli gruptaki araçlarda yaklaşık yüzde 28, en düşük riskli araç gruplarında yüzde 26, trafiğe yeni çıkacak araçlarda ise yüzde 40'ı bulan indirim anlamına geliyor. Kısacası araçlar için zorunlu trafik sigortası primlerinde ortalama yüzde 30 indirim yolda.
Bana kalırsa “Güleriz ağlanacak halimize” tadında bir uygulama olacak bu. Malum eskiden de tavan fiyat uygulaması vardı, sonra serbest tarifeye geçildi. Kısaca hatırlatmak gerekirse tavan fiyat uygulamasında Hazine, şirketlerin trafik sigortalarında alacağı prim tutarını bir bant aralığında belirliyordu. Rekabet de o taban ve tavan fiyat aralığında yapılıyordu. Şimdi yine benzer uygulamaya, yani bir anlamda eskiye döndük.
Yeni uygulamayla birlikte fiyatların ne kadar düşeceğini şirketler ve araç sahipleri hesaplayacaktır. Elbette araç sahiplerinin ne kadar prim ödeyeceği, şirketlerin ne kadar gelir elde edeceği önemli ama bu yazının konusu değil. Ben biraz, serbest piyasa ekonomisinin işlediği bir ülkede bu tür uygulamaların ne kadar doğru olduğunu tartışmaya açmak istiyorum.
Bence bu uygulamayla Hazine, “Tüketici lehine karar veriyorum” diyerek tribünlere oynuyor, bir nevi şirketlerin mali politikalarını da yönetmeye çalışıyor. Hazine Müsteşarlığı bu kararla şirketlere “Bütçeni sen yap, şirketini sen yönet, sermayeyi patronun koysun, fiyatı ben belirleyeyim, oluşursa zararı da sen üstlen” diyor.
Trafik sigortaları zorunlu olduğu için sektördeki payı ve etkinliği oldukça fazla. Kitlesel bir ürün ve herkesi ilgilendiriyor. Şirketler “Bu üründen kâr edemiyorum. Bırakın kâr etmeyi, diğer branşlardan ettiğim kârlar bile bu ürünün zararını karşılayamıyor. Onun için sürekli özsermayeden yiyorum, sermayedarlarımız da sürekli şirkete para koymak zorunda kalıyor” diye yakınıyor. Haksızlar mı? Bence değiller.
Gelelim tüketici yani sigortalı tarafına... Onlar da primlerin yüzde 100’lere varan oranda artmasından şikayetçi. Haksızlar mı? Bence onlar da haklı.
Bir sorun var ama sorumlusu ortada yok. Hal böyle olunca da Hazine Müsteşarlığı eline sopayı alıp birilerine vuruyor. Doğal olarak halka vuramayacağına göre sopayı yiyen yine şirketler olacak gibi görünüyor.
Bir otoritenin “2 liralık çikolatayı 1 liradan, 50 bin liralık otomobili 30 bin liradan, 1 liralık gazeteyi 50 kuruştan pahalıya satamazsın” dediğini düşünebiliyor musunuz? Elbette alıcılar sevinir, satışlar hemen canlanır ama fiyatı maliyet belirliyorsa bu ürünlerin yenisini üretecek kimse kalır mı?
Trafikte tavan fiyat uygulamasının sektöre yansımalarını bekleyip göreceğiz.

Diğer Yazıları